S HARFİ İLE BAŞLAYAN KIZ İSİMLERİ

Saadet: Mutluluk, sevinçli olma

Saba: Hafif bir rüzgar

Sabah: Güneşin doğması ile başlayan zaman bölümü

Sabahat: Güzellik, yüz güzelliği

Sabahnur: Sabah ışığı, günü aydınlatan

Sabiha: Güzel şirin, hoş

Sabire: Sabreden, sabırlı

Sabite: Yerinde duran, kımıldamayan

Sabriye: Sabırlı, sabırla ilgili

Sacide: Secdeye varan, yere yüz süren

Sadberk: Yüz yapraklı katmerli bir gül çeşidi

Sade: Yalın, gösterişsiz, şekersiz

Sadem: Durum, safım, yalınım

Sadıka: Sadık kimse

Sadiye: Uğurlu, mutlulukla ilgili

Safinaz: Nazlı, çok naz yapan

Safiye: Katıksız, katışıksız saf

Sahara/Sahra: Çöl

Sahiba: Bir şeyi elde etmiş olan

Sahibe: Sahip olan

Sahil: Deniz ve göl kıyısı

Sahire: 1. Geceleri uyumayan, uykusuz. 2. Büyücü, büyüleyici güzel.

Sahranur: Çöl ışığı

Saide: Mutlu, uğurlu

Satiye: Mütevazi, sadık

Saygül: Sayılasın ve gül gibi güzel olasın

Sayra: Cennette akan suyun çıkardığı ses, cıvıldaşan, ötüşen

Sebahat: Güzellik

Sebiha: güzel, şirin, çekici

Sebile: Allah yolunda olan kadın, hayırlı kadın, cömert, iyiliksever

Sebla: Uzun kirpikli, kirpikli göz

Sebnem (Şebnem): Havada buhar durumundayken gecenin serinliğiyle yerde ya da bitkilerin üzerinde toplanan su damlacıkları, çiğ

Secem: Yağan ilk yağmur

Seçil: Öne çık!, Üstün ol!, tercihleri kazan

Seçilay: Seçil ve Ay gibi güzel ol

Seda: Ses yansıması, yankı

Sedasu: Çağlayarak akan su

Sedef: Bazı deniz kabuklularının iç yüzünü kaplayan parlak madde

Seden: Uyanık, dikkatli, gözü açık

Segah: Türk sanat müziğinde bir makam

Seher: Şafak vakti

Sehle: 1. Yumuşak. 2. Kolay. 3. Taze, körpe

Selay: Sellerin çok olduğu ay

Selbi: Bir kilim motifi adı

Selda: Bir söğüt cinsi/ Sel, taşkın, su

Seldağ: Dağlardan akan sel, dağ seli

Selden: Selden gelen

Selen: Müjde

Selenay: Ayın müjde ile doğuşu

Selgün: Selin oluştuğu gün, sel günü

Selışıl: Sel gibi akan parıltı, selin ışılı

Selışın: Sel gibi akan ışın

Selile: İlk doğan kız çocuğu

Selime: Eksiği, kusuru olmayan doğru kişi

Selin: Övünç / Coşkun akan su

Selinay: Ay gibi parlak ve gür akan su

Selis: Bağlı, boyun eğmiş / Akıcı / kolay, yumuşak

Selmin: Sermin / barış yanlısı

Selva: 1. Bıldırcın eti. 2. Tih Çölünde bulundukları sürece İsrailoğullarına Allah tarafından kudret helvasıyla birlikte, karınlarını duyurmaları için gönderildiğine inanılan kuş.

Selver: Önder

Selvi: Yaz kış yeşil kalan ince uzun birağaç

Selvican: Selvi + Can isimlerinin birleşiminden oluşur.

Selvihan: Boylu poslu endamlı

Selvinaz: Selvi gibi nazlı; nazlı salınan

Sema: Gökyüzü

Semahat: Cömertlik, el açıklığı

Semanur: Nurlu gökyüzü.

Semen: Semizlik / yasemin çiçeği / sperma

Semiha: Cömert gönüllü, eli bol

Semina: Hz. Adem’in 2. kızının adı. Hurma ağacını ilk diken kız

Semira: Gökteki yıldızların parlaklığı

Semiramis: 1. Mitolojide güvercinlerin hayatını kurtardığı kız çocuğunun adı. 2. Doğu mitolojisinde adı geçen, dünyanın yedi harikasından biri olan Babil’in Asma Bahçelerini kurduran Asur kraliçesi.

Semra: Esmer

Sena: Övgü / şimşek pırıltısı

Senahan: Öven, övücü

Senar: Seven, aşık, yar

Senay: Ay gibisin sen anlamında

Senbul: Sen ara ve bul

Sene: Yıl

Senem / Sanem: Put, anıt / Güzel kadın

Sengül: Hep gül hep gülen ol, sen gülsün, gül gibi güzelsin

Seniha: Süs; inciler

Sennur: Güzel ve aydınlık

Sera: Saray / toprak

Seran: Işıklı, parlak

Serap: Güzel kadın / çöldeki göz yanılması

Seray: En güzel ay; baştacı edilen

Serenay: Uzun boylu güzel manasındadır. Seren ve ay kelimelerinden birleşik isim. Seren, Yelkenli gemilerde direkler üzerinde yelken açmak ve işaret kaldırmak için kullanılan yatay olarak bağlanmış, uçları ince gönderdir. Ay, Dünya’nın tek doğal uydusu olan gök cismi Ay, yılın on iki bölümünden her biri Ay, Antik Mısır firavunu

Sergin: Serilmiş olan, yatan, raf, yorgun gibi manaları vardır.

Seriye: Hz. Peygamber’ in bulunmadığı küçük askeri birliklere verilen addır.

Sermin: Güzel / Kibar

Serpil: Geliş, güzelleş manasında bir emir kipi

Serpin: Sert yelle savrulan yağmur, dolu

Serra: Bolluk,bereket, genişlik, kolaylık

Sertap: İnatçı

Serva: Masal, söz

Servi: Kış yaz yaprağını dökmeyen, ince uzun bir ağaç / Selbi, Selvi; uzun boylu ve güzel kadın

Sesil: Sapsız, direkt gövdesinden bir yere bağlı olan

Setenay: Çerkez dilinde bir anlamı ’’gözümün nuru’’ dur. Bir diğer anlamı da ’’yaban dağ gülü’’ dür

Seval: Beğenilen, dayanılmaz

Sevcan: Sevilen can, güzel can

Sevda: Aşk, sevgi

Sevde: Siyah, esmer, esmer güzeli

Sevdeğer: Sev, o senin sevgine değer

Sevdem: Sevginin son hali

Sevdenur: Siyah, kara, büyüklük sahibi, ışık

Sevdiye: Sevesin diye

Sevecan: Can, seni seven can

Seven: Sevmiş olan, sevdaya tutulmuş, sevgi duyan

Sevenay: Çok seven

Sevencan: Sevdaya tutulmuş olan can

Sevengül: Sevdaya tutulmuş olan gül

Sevengün: Sevdaya tutulmuş olan Güneş

Sevgen: Sevgi dolu, sevecen, sevmeye yatkın

Sevgi: Aşk, sevme duygusu

Sevgim: Benim olan sevgi, aşkım

Sevgin: Seven, sevgiye düşkün

Sevgül: Sevginin gülüsün

Sevgün: Sevilen günsün

Sevi: Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu

Sevil: Sevilen bir kişi ol

Sevilay: Ay gibi her zaman sevil

Sevim: Sevimli, sempatik

Sevindal: Dal gibi olduğun için sevinesin

Sevingül: Sevinmek ve gülmekten buyruk hem sevin hem gül

Sevkal: Sev ve kal, sev ve sevdiğin yerde kal

Sevra: Güzel görünüşlü

Sevsay: Sev ve say

Sevsen: Keşke sevmiş olsan

Sevsevil: Sev ve sevil, hem sev hem de sevil

Sevtap: Aşırı, tapacak kadar sevgi duyan

Seyhan: Irmaklar

Seyna: Ağaç adı

Seyra: Güzel tesadüf, karşılaşma

Seyyal: Akışkan, sıvı, yerinde duramayan

Sezan: Sezgili / Sez ve An kelimelerinin birleşimi ile oluşur

Sezay: Sez ve Ay / Güzeli sez tanı manasında

Sezek: Sezebilen, sezen, duyumsayan

Sezgen: Sezen, sezgisi olan, sezme yeteneği olan

Sezgi: Aklın yardımı olmadan, gerçeğin doğrudan doğruya

Sezginay: Sezme yeteneği olan Ay

Sezil: Sezilen, hissedilen kişi

Sezin: Sezinleme işi, sezme
Seziş: Sezme yolu, sezme biçimi, sezme

Sezmen: Sezen kimse

Sıcak: Sıcakkanlı, cana yakın

Sıdıka: Çok içten ve doğru kimse

Sılay: Ay özlemi

Sırma: Altın yaldızlı, ya da yaldızsızince gümüş tel

Sibel: Bulutla yer arasında yere düşmeyen yağmur damlası / Buğday başağı / Eski Türklerde bir tanrıça ismi

Sidal: Ağaç dalının gölgesi.

Sidelya: Cennet bahçesindeki bir çiçek ismi.

Sidre: 1. Cennetteki son ağaç. 2. İnsanoğlunun bilim ve sanatta ulaşabileceği son nokta. 3. Arabistan kirazı 4. Ağaca teşbih edilen, yedinci kat gökte bir makam ismi.

Sıla: 1. Kavuşma hasreti, bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşma. 2. Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer

Sim: Parlak ve beyaz

Sima: Yüz, çehre, beniz / Kişi, kimse, insan

Simay: Gümüş ay / Yüzü güneş gibi aydınlık, parlak

Simge: Alamet, sembol, birşeyi anlatan im, imge

Simin: Gümüş gibi parlayan ışıltı

Simla: Gökteki parlak yıldız / Karlarla kaplı / Hindistan’ ın kuzeyindeki bir şehir ismi

Simre: Yıldız yansıması

Sine: Yürek, kalp, gönül

Sinem: Benim tenim, benim vücudum, göğsüm

Sinemis: Gözümde anlamına gelir

Siva: Başka, ayrı, özge…

Solmaz: Güzelliğini, tazeliğini uzun süre koruyan

Songül: Son açan gül

Songün: Günlerin sonuncusu

Sonnur: Son ışık

Sönmezay: Sürekli olarak ışık saçan Ay

Sude: Sürmüş, sürülmüş, ezilmiş

Sude Naz: Sürmeli, nazlı olan

Sudem: Sude isminin aitlik eki almış halidir.

Suden: Başıboş, sorumsuz anlamındadır. Peygamber efendimizin Cennetteki en çok sevdiği ağaç olarak bilinmektedir. Fakat Suden kesinlikle Hz. Peygamberimiz’in Cennetteki en sevdiği ağaç değil! Kuran’da her geçen kelimenin isim olarak konulmaması gerektiğinin en iyi örneklerden biri Suden kelimesidir. Evet, Suden Kuran’da geçiyor, ama ‘başıboş, sorumsuz’ gibi kötü bir anlam taşıyor. Bu yüzden Suden önerilmeyen bir isimdir.

Sudenaz: Nazlı ve sürmeli.

Sudenur: Sürmüş sürülmüş nurlu

Sueda: Temiz olan, Allah’ ın rızasına eren mutlu, kutlu insanlardır.

Sukeyna: Sessiz, sakin ve ağır başlı onurlu kadın manasındadır. Hz. Hüseyin’in kızının ismidir.

Sultan: Hükümdar eşi, güç

Sumeyye: İslam’ın ilk şehidi. Ammar b. Yasir’in annesi ve ilk müslüman olan hanım sahabelerdendir.

Sumru: Yüksek yer, tepe, üst

Suna: Boylu poslu endamlı / Erkek ördek

Sunam: Benim sülünüm, benim yaban ördeğim, benim sunam

Sunay: Ay’ı sun getir anlamındadır. Ay ışığı sun

Sunu: Armağan, birine sunulan şey, geline verilen armağan

Sura: İsrafil adlı meleğin kıyamette ve yeniden dirilmede üfleyeceği borunun ismidir. / Bir tür ipekli kumaş / Bahadırlık, kahramanlık

Surya: İlahı ışık / Sansikritçe Surya güneş demektir.

Suzan: Yakan, yakıcı, coşkulu, ateşli

Süeda: Edalı,kutlu, uğurlu

Sühendan: Güzel söz söyleyen

Süheyla: Güney yönünde görülen parlak yıldızlar / Yumuşak iyi huylu kadın

Sümeray: Sümerlerin ayı

Sümeyra: Çağla meyvesi / Kıvrılmış yaprak

Sümeyye: İlk Müslüman olan sahabelerden bir kadınının ismidir.  İslam’ın ilk şehididir.

Sündüz:Altın veya gümüş tellerle işlenmiş parıltılı nakışlı bir tür ipek kumaş adıdır.

Süsen: Çiçekleri iri, güzel görünüşlü ve kokulu süs bitkisi

Süveyda: Kalbin ortasında var kabul edilen siyah nokta. Aşkın doğduğu yerdir.

Pin It on Pinterest

Share This