İNSANIN KADERİ

İNSANIN KADERİ

 

Minnutfetin, halakahu fe kadderahu.

  1. sure Abese 19. Ayet

“Bir damladan sonra kaderini yarattı O’nun.”

 

 

İnsan sonsuzluk ırmağında yaratılmış en değerli hazinedir. Allah’ ın kendini bilmek ve sevmek için kendinden kendine yarattığı yegane varlıktır. Uzayda başka canlılar da var mı, yok mu? Onları ne için yarattı tartışmalarına girmek anlamsızdır. Çünkü insan manası ile insan olan kamil insandır. Ama yaratılan her bebek kamil insan olma kaderini de özünde taşır. Bu öz öyle kıymetli bir özdür ki bir damladan okyanus olmaya taliptir.

Anne rahmine düşen döllenmiş yumurta 46 kromozondor. Ne bir eksik ne bir fazladır. Kromozon sayısı bozuk olan yaratılmışlar akıl ve beden olarak özürlü olan ve hiçbir sorumluluğu olmayan safiyane melek varlıklardır. Onlar kendi tekâmülleri için değil, ailelerinin ve başkalarının tekâmülleri için yaratılmışlardır. Asla bir tesadüf yoktur bu süreçte.

Ve dahi 46 kromozon olmasının sırrı vardır. 46 kendi içinde toplandığında 10 eder. 10 da 1 ve 0 dan oluşur. 1, tek olan, biri, yaratıcıyı ve yaradılanı ve onların aynı çatı altındaki birliğini, 0 ise ruhu sembolize eder. Evrende her şey bizimle konuşur, okumayı bilirsek eğer arif oluruz. Sayılar, harfler birer şifredir nice hakikat sırrına.

Ve dahi 46 kromozonu da tek başına değil 23 anneden ve 23 babadan gelen bir birliğin birleşmesinden yaratmıştır O. Anne rahim, baba ise rahman esmasının tecelli olduğu yerdir bu yaradılış sürecinde. Allah kutsal kitabında der ki insanı iki kudret elimizle yoğurduk. Rahman ve Rahim olan Allah adıyla başlar Kur’an. Bismillahirrahmanirahim derken de nice sır saklıdır bu sözde.

Şimdi gelelim bunca hassasiyetle yaratılan bu insanın bebek olarak anne rahmine düşüşünden, oluşumuna, dünyaya gelişine ve dahi bu gelişle aldığı isme ve bu ismin onun kaderindeki yerine ve önemine! Tüm bunları detaylı olarak okuyacağınız bu kitabın ilk durağı insanın yaradılış sürecini anlamak, bazı hakikatleri fark etmek ve insanın kaderini idrak edebilmekle mümkündür.

İnsanın kaderi girift ve sırlıdır. Biz bize açılan kısım kadarını burada kısaca ele alabiliriz. İnsan formunda yaratılan canlı Hz. İnsan olma yolunda bir yolculuktadır. Ve bu kader için hayatı boyunca türlü zorluklardan ve sınavlardan geçer. Tıpkı okula giden bir öğrencinin giderek daha ileri düzeyde bilgileri öğrenmesi ve sınavlara girip onları aşması gibi; insan da tekâmül yolunda böyle bir seyir izler. O yüzden insanın kaderinde daim bir dönüşüm, ilerleme, öğrenme, sınav vardır.

Hz. İnsan olamayan ve bu yolda uykuda olan canlar maalesef dünyanın sihrinde heba olur. Ve yitik hayatlar yaşarlar. Kimse ne çocuğunun ne de kendisinin ömrünün boşa harcanan bir çaba olmasını istemez. O yüzden tez vakitte bu uykudan uyanmak ve ölmeden evvel ölmek gerekir. Efendimizin bize öğüdü budur. Kalkın uykudan uyanın ölmeden önce ölün der. Yani idrakinizi değiştirin; kendi varlığınızı Hakkın varlığında eritin der.

İnsanın dünyadaki bu süreci pek çok durağa uğrayarak devam eder. Yani aldığımız yolculukta idrakımız doğrultusunda makamlardan mevkiilerden geçeriz. Dünya öncesinde de varlığı olan bizlerin dünya sonrasında varlığı devam edecektir. Bu bedenler olmadan elbette. Ruh varlığını sonsuz ve ebedi bir süreçte yaşatır. O daim diri (Hayy) ve uyanıktır. Dünyaya gelişin ilk basamağı “bebek” aşamasıdır. Bu öyle safiyane bir oluştur ki bebek Hu’ nun katıksız tecellisidir. Nefs yoktur onda. Bilgi yoktur. Önyargı, endişe, korku hiçbir şey yoktur. Hepsini zamanla öğrenir. İnsan kendi hakikatini unutarak dünyaya gelir. Şanslı ise unuttuklarını hatırlayıp gönül gözünü açıp bu dünyadan uyanık olarak göçüp gider. O yüzden kim ki bu dünyada Âm (kör) öteki dünyada da Âm (kör) derler.

Kaderin iki hali vardır. Mutlak kader ve değişen kaderdir bunlar. Mutlak kader değişmez. Yani doğum ve ölüm tarihi, anne babanın sizden olacak olan çocuklarınız, evlilikleriniz. Bunlar alın yazısıdır ve yaşanır. Ama insan bir noktaya kadar özgür iradeye sahiptir. Bu özgür iradenin seçim yapabildiği alanlarda da kaderinde değişen kısımlar doğal olarak vardır. Hangi yoldan yürüyeceği insanın seçimine bağlıdır. Hangi sapaklarda duracağı, ne uğruna çabalayacağı, yapacağı işler, işleyeceği iyi ve kötü faaliyetler (sevap ve günahlar) insanın özgür iradesi kapsamındadır. Ki böylece insana sorumluluk yüklenir. Yoksa ilahi olarak yaşayacağımız her bir an yazılı olsa bir sorumluluğumuzun olmasının anlamı olmazdı.

Dünyaya gelecek bir çocuk mutlaka gelir. Bu mutlak kaderdir. Siz ister isteyin ister istemeyin vesile edilecek olan siziseniz bu da mutlaka gerçekleşir. Anne veya baba olursunuz. Bu sizin bu dünyaya gelmeden evvel Allah ile yaptığınız akittir/ sözleşmedir. Tasavvufta buna ayan-ı sabite de denilir. Bu durumda yapılan kürtajlar, ölü doğumlar, düşükler, dış gebelikler hepsi Allah’ın takdiridir. O canın yaşayacak bir planı olmadığı için yaşamadan anne babaya bir şeyler öğretir. Yani o can tekâmül etmeye gelmez; ailesini tekâmül ettirir.

İnsanın kaderi doğarak dünyaya gelmek üzeredir. Ve her doğumda bizler birbirimize emanet ediliriz. Şimdi sizin bebeğiniz size emanet edilmiş bir ruhtur, tekamül için gelen bir candır bu dünyaya ve kesinlikle size ait değildir. Sizden doğmuştur ama sizin malınız değildir. Sizin burada ciddi sorumluluklarınız vardır. Attığınız her adımın bir sonucu olacaktır bu da sizin hayatınızı ve onun hayatını baştan sona etkileyecektir. İşte buradaki en önemli ve ilk adım bebeğin İSMİdir.

Diyeceksiniz ki isim mutlak kader mi? Değişen kader mi? Mutlak ise bizim yapabileceğimiz ne var?

Yine burada ilham olunan ve değerli büyüklerimce de tasdik gördüğüm inancım şudur ki, her canın taşıyabileceği sayısını bilemediğimiz kadar ismi bellidir. Onun bu potansiyel isimlerinden birini ailesi hisseder, duyar ve ona verir. Bu isim hayatının ya sonuna kadar ya da belli bir dönemine kadar o kişiye bir kişilik ve kader enerjisi yükler. Ve vakti gelince isim bazı kişilerde değişir veya eklenir ve kişi böylece kaderinde bir kırılma noktası yaşar ve yepyeni bir yol açılır önünde.

Şimdi size düşen çocuğunuzun kaderi için onun batınında bekleyen mutlak isimlerden birini duymak hissetmek ve seçmektir.

Pin It on Pinterest

Share This